Vapur Güncesi
Vapuru Güncesi

Canım okuyucularıma “hellomello” diyerek yazıma başlıyorum. Beni tanıyan herkes bu selamlama şeklimi bilir. Hello ile Merhabayı bir arada kullanıyorum. Uzun bir aradan sonra yeniden işe dönüş yaptım. Böylece vapur günlüklerimde başlamış oldu. Hayatım hep yazmakla geçiyor. Ofiste bütün gün ürünlerle ilgili reklam yazıları yazıyorum, editörlük, redaksiyon…vb. Yazmak düşünce, sabır ve motivasyon isteyen bir iş. Neyse…

Yolculuğum vapur ve metroyu kullanarak Heybeliada-Kadıköy arasında gidip geliyor. Bu esnada yaptığım gözlemleri de zaman zaman sosyal medyada paylaşıyorum. Vapur yolculuğu en sevdiğim yolculuktur. Sabahları sakin, kalabalık değil, küçük bir kahvaltı yapıyorum, internetten son dakika haberlerine göz atıyorum, arada denizi izliyorum. Her ne kadar uzun bir zamanımı alsa da kaliteli bir yolculuk yaşıyorum. Doğanın içinde gerçekleşen her şeyi seviyorum. Akşamları Kadıköy rıhtım çok kalabalık oluyor, kalabalığı çok sevmediğim için hemen Adalar iskelesinde bekleme moduna geçiyorum.

Kadın-Erkek İlişkileri

Taciz, tecavüz, cinayet, şiddet maalesef kadınlar üzerinde gerçekleşen korkunç kavramlar… Geçen gün vapurda orta yaşta bir kadın kocasıyla cep telefonunda görüşüyor. “Sen neredesin, yine arkadaşlarınla alem mi yapıyorsun, saat kaçta geleceksin?” şimdi bu ablamız haklıyken, yanlış üslup kullanarak kendisini haksız duruma düşürüyor. Yani kocasına karşı hissettiği güvensizlik duygusunu saygısızlığa dönüştürmüş. Aynı şey erkekler içinde geçerli. İletişim biçimi ilişkilerde çok önemli. Bir ilişkinin temeline önce güveni sonra saygıyı ve sevgiyi atmanız gerekiyor. Güvenmediğiniz biriyle birlikte olmayın, evlenmeyin.

Evlilik günümüzde geleneksel normlara bağlı olarak artık yürümüyor. Her ne kadar biçim ve uygulama olarak modern yemekli otel düğünleri, kokteyli nikahlar yapılsa da dünya evine girdiğinizde geleneksel yargılar, kurallar devreye giriyor ve evlilikler çabuk bitiyor. Yani artık günümüzde evlilikler kurallara bağlı, bir kalıp içine sıkıştırılmış bir değer olarak görülmemeli.

Çağdaş evlilik hayatı; eşlerin birbirlerinin bireysel sosyal hayatına müdahale etmediği, alanlarını bir kural içinde daraltmayan, anlayışın ve iletişimin güçlü olduğu, paylaşımın her anlamda ve alanda yaşandığı, maddi ve manevi bütünlükler içerisinde varolmanın önemli olduğu bir değerdir. Evlilikte yaşananlar bir görev ya da kurallar bütünü değildir, ihtiyaçlar bütünüdür. Erkeğin ve kadının birbirine karşı manevi-maddi, fizyolojik-psikolojik, bedensel-ruhsal ihtiyaçlarının birlikte paylaşarak giderilmesidir. İlişkilerde ego, kıskançlık, riyakarlık, sömürme…vb negatif kavramlar olmamalı. Bunları başarabilirseniz mutlu, huzurlu bir evliliğiniz ve ilişkiniz olur. Boşanmaların en büyük nedenlerinden biri kuşkusuz iletişimsizlik, ekonomi, cinsel sorunlar ve uyumsuzluk yani siyasi-sosyal-kültürel farklılıklar gibi nedenler… Kültürel farklılık günümüzde Yargıtay tarafından boşanma sebebi olarak değerlendiriliyor.

Biraz Siyaset

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde adaylığını açıkladı, daha sonradan sağlığı nedeniyle adaylıktan vazgeçer mi bilemem? Türk siyaseti her an değişken bir türde ilerliyor, kısacası Türk siyasetinde yaşananlar sistematik bir şekilde değil de daha çok spontane gelişiyor.

Her partide, sağcısı veya solcusu olsun mezhepsel, ırksal bir takım bilinçdışı, kötücül ve ilkel düşüncelere sahip kişiler mevcut. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden değerlendirilmesi hakikaten çok ilkel bir tavır. Ben bu tarz yorumsama yapan kişileri özünde kendini gerçekleştirememiş kişiler olarak yorumluyorum.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisini bilirsiniz. İnsanların iç dünyalarını ve psikolojisini dış dünya üzerindeki ilişkileri belirler. Yani bir insanın fizyolojik ihtiyacı (açlık, sosyal yaşam), güvenlik ihtiyacı (tehlikelere karşı korunma), Sevgi (sevme, sevilme, arkadaşlık), Değer ihtiyacı (kendine saygı duyma, güç, güven…) ve kendini gerçekleştirme (kişisel başarı) bu hiyerarşiye sahip değilseniz siz ırkçısınız, yobazsınız ve insanları kutuplaştırmaya meyilli birisiniz demektir.

Bir insanı kimliği üzerinden yorumluyorsanız siz kendinizi gerçekleştirememiş ilkel bir kişisiniz demektir. Ben Kılıçdaroğlu’nun demeçlerinde, mitinglerde Alevi kimliğini dile getirdiğini veya diğer inançlara vurgu yaparak bir yorumlama-eleştirme yaptığına hiç şahit olmadım, görmedim, duymadım. Keşke aday olsa da şu ülke çağdaşlık ve Cumhuriyetin değerleri adına demokratik bir adım atılmış olsa…

Bu arada millet ittifakının adayını açıklamamasındaki nedenlerden biri de “erken seçim isteği” yani Cumhur ittifakı erken seçim kararı alsa millet ittifakı hemen adayını açıklayacak gibi görünüyor.

Umarım bu ülkede kendini gerçekleştirmiş insanlara değer ve fırsat verilir.

Alkışlarımla,

Nil Yurda

(yurdayurtseven@gmail.com)

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here