Merhaba sevgili okurlar! Sadece siyaset ve felsefe değil, ara sıra seyahat konularına da değinmek istedim. Bugün sizleri 3 Eylül 2017 tarihinde gittiğim, restorasyon aşamasına denk geldiğim ve mimarisine hayran kaldığım Türkiye’nin mistik köşelerinden biri olan Sivas Divriği’ye götürmek ve bu eşsiz şehrin gözbebeği Ulu Camii’nin taşlardan yazılmış hikâyesini anlatmak istiyorum. Haydi, birlikte bu büyülü tarih yolculuğuna çıkalım!

 Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk
Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk

Sivas Divriği, Anadolu’nun kalbinde yer alan, tarihi sokakları ve sıcakkanlı insanları ile ünlü bir şehirdir. Ancak, bu şehri gerçekten özel kılan şey, Ulu Camii’dir. 13. yüzyılın başlarında Mengücek Beyliği’nin hükümdarı Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından inşa edilen bu muazzam cami, sadece bir ibadet yeri değil, aynı zamanda o dönemin taş işçiliği ve sanatının bir şaheseridir.

 Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk

Ulu Camii’nin mimarisi, sadece gözleri değil, kalpleri de etkiler. İçerideki detaylı taş işçiliği, minberi, mihrabı ve süslemeleriyle adeta bir açık hava müzesini ziyaret ediyormuş hissi uyandırır. Her bir taş, geçmişin izlerini taşır ve ziyaretçilerini tarihle dolu bir yolculuğa çıkarır. Caminin avlusunda dolaşırken, duvarlardaki taş yazılarla karşılaşırsınız. Bu yazılar, Divriği’nin geçmişini, inançlarını ve kültürünü ziyaretçilere hissettirir.

 Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk
Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk

Minaresinin yüksekliği sadece şehri değil, aynı zamanda o dönemin bilim ve mimari anlayışını gösterir.
Divriği Ulu Camii, zaman içinde birçok olaya tanıklık etmiş, farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir direnişin sembolüdür. Ancak, hala dimdik ayakta durur ve ziyaretçilerini tarihle buluşturur.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu’nun sanat ve inanç harikasıdır. Bu muazzam eser, 1228 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Baş mimarı Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah tarafından, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah ve eşi Melike Turan Melek için özel olarak tasarlanmıştır.

Tekstil Kapı: Anadolu’nun İnceliklerini Yansıtan Zarafet

Caminin girişinde sizi, adeta bir dokuma sanatının inceliklerini andıran Tekstil Kapı karşılar. İnce taş işçiliği, güğüm başı motifleri ve lale figürleri, kapının zarafetini vurgular. Cennet Kapı ise yapı kompleksinin en görkemli girişidir. İslam sanatının zenginliğini ve Anadolu’nun mistik dokusunu yansıtan bu kapı, üzerindeki kitabe ile Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ı yücelterek, yapıyı bir bütün olarak değerlendirmemizi sağlar.

 Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk
Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk

Divriği Ulu Camii’nin iç mekânındaki sadelik, ibadetin derinliği ve huşusuyla örtüşür. Şah Kapısı, camiye girişte Şah’ın yalnız Allah’ın huzurunda eğileceğini vurgular. Darüşşifa ise günümüzde hastanelerin rolünü üstlenen bu yapıda, şifahane olarak kullanılmıştır. İç mekânın akustik özellikleri, ruh ve sinir hastalarının tedavisinde etkili olmuştur.

Minberin Şaheseri: Abanozdan İşlenen Kündekâri Tekniği

Minber, dünyanın en uzun ömürlü ağacı olan abanozdan yapılmıştır. Kündekâri tekniğiyle işlenen minber, Selçuklu dönemi ağaç işçiliğinin şaheserlerinden biridir. Üzerindeki yazılar, Selçuklu Sülüsü ile yazılmış olup, minberin estetik ve anlam yüklü bir yapı olduğunu gösterir. Mihrap, caminin mimari ve sembolik kalbidir. İçerdiği kalp motifleriyle Allah’a yöneliş, ölüm ve ahiret temalarını işler. Mihrap üzerindeki yıldızlar, sabahyıldızının ışığını içeriye taşıyan küçük pencerelerle birleşerek, mistik bir atmosfer yaratır.

 Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk
Sivas Divriği Ulu Camii: Taşların Sessiz Şahitliğinde Tarihe Yolculuk

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, 1985 yılında UNESCO tarafından “Dünya Kültür Mirası” ilan edilmiştir. İslam sanatının incelikleri, Anadolu’nun tarihî derinliği ve mistik atmosferi, bu muazzam yapı kompleksinde bir araya gelmiştir. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, sadece bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda Anadolu’nun ruhunu yansıtan bir sanat eseridir. Caminin en önemli mimari özelliği, kadın ve erkek silüetinin güneşin batışı sırasında ortaya çıkan gölgeleri ile birlikte üç boyutlu geometrik stillere sahip olmasıdır.

Eğer, yolunuz bir gün Sivas’a düşerse, bu tarihi mekân sadece taşların değil, aynı zamanda içindeki yaşayan tarihin büyüsüyle de sizi etkileyecek bir deneyim sunar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here