Permakültürsüzlük Sizi Aç BırakırPermakültürsüzlük Sizi Aç Bırakır
Permakültürsüzlük Sizi Aç Bırakır

Permakültür kelimesini önümüzdeki yıllarda daha fazla duyacağız gibi görünüyor. Bana göre, permakültür dünyayı gıda krizinden kurtaracak tek çözüm. Birleşmiş Milletler önümüzdeki yıldan itibaren gıda kriziyle birlikte açlık krizinin de yükseleceğini geçtiğimiz günlerde açıkladı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünyanın eşi görülmemiş bir açlık kriziyle karşı karşıya olduğunu söylemişti. Kısacası dünyayı bekleyen gıda krizine değindi.

Peki, permakültür nedir?

“Permanent” yani kalıcılık, sürdürebilirlik kelimesiyle “culture” insan emeğinin yan yana gelmesiyle bu kelime ortaya çıkmış. İnsan emeğiyle sürdürebilir tarım faaliyeti demek. Kelime çok geniş anlamlar ifade ediyor. Su, toprak, botanik, zooloji, enerji, gıda, çevresel atıklar, mimari… doğada, insanın yaşam alanlarında var olan, insan doğasının ihtiyacı olan her şey… Özellikle gıda…

Permakültürü ilk Avustralya uygulamış. İklim değişikliğinden en çok canı yanan Avustralya bu sistemi uygulamak zorunda kalmış. Gerek sömürgeleşmeden dolayı, gerekse iklim değişiminden dolayı buradaki birçok tür yok olmuş. Avcı toplayıcı kültürüne sahip ülke doğayla bir bütünlük içinde yaşamayı çözüm olarak görmüş. Hatta Avustralyalı çevre bilim uzmanı Bill Mollison Sürdürülebilir Tarım Teknikleri adlı bir doktora tezi yazmış. Bu tez permakültürün bilimsel hale gelmesinde önemli rol oynamış.

Permakültür “Doğal esosistemlerin çeşitliliğine sahip olan tarımsal olarak üretken ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımlarının sağlanmasıdır.”

Bu kültürü dünya üzerinde 2,5 milyar kişi uyguluyor. Bu kültürle ilgili 2 haftalık dersler veriliyor. Katılımcılar bu konuda pratik yapıyor ve uygulamaya geçiyor. Nüfusun artışı, iklim krizleri, ekosistemin bozulması, açlık ve kıtlığa yol açan göçler işte bu nedenler permakültür sistemini daha da önemli hale getirmiş.

Permakültürün amacı doğayı insanla buluşturmak, atık oluşturmayan, toprağı iyileştirmek doğaya yararlı ekolojiler yaratmak ve tarımsal verimliliği arttırmak… Bu kültür içinde su hasadı, tarım, hidroloji, doğal binalar, ormancılık, atık yönetimi, su ürünleri yetiştiriciliği ve buna uygun teknolojiyi kapsıyor. Doğaya, çevreye saygı duymak ve ekosistemle birlikte uyumlu bir şekilde yaşamak. Doğanın düzenini bozmadan sıfır atık projeler üretmek… Bunları yaparken işçiliğin masraflarını azaltmak yani az emekle çok verim almak. Hayvansal üretimi arttırmak, toprağı sağlıklı hale getirmek, toprağın yapısına uygun bitkiler yetiştirmek….

Yaşanan gıda krizini önleyecek tek yöntem Permakültür… Önümüzdeki yıllarda bununla ilgili dünyadaki üniversitelerde bir bölüm açılırsa hiç şaşırmam… Oysa ülkemizde adını yeni yeni duymaya başladığımız bu kavrama uygun eğitim Köy Enstitüleri’nde verilmişti. Mustafa Kemal Atatürk, Permakültür devrimini zaten gerçekleştirmişti.

Doğaya ve tarıma önem verilmezse eğer, gelecekte Türkiye’yi çok kötü günler bekliyor. Dünya permakültür faaliyetlerine başlamışken, Türkiye’de ormanlar yanıyor, yanan yerlere oteller yapılıyor, tarlalar üzerine siteler kuruluyor, çiftçi mazotun pahalılığından ürününü satamıyor, çöpe atıyor. Türk tarımı çöküyor, birileri ise sadece izliyor. Böylesi kültürsüzlüğün içinde permakültür sisteme nasıl geçeceğiz bilemiyorum. Üzücü…

Permakültürsüzlük sizi aç bırakır.

Alkışlarımla,

Nil Yurda

(yurdayurtseven@gmail.com)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here