Netflix Müptelası Oldum
Netflix Müptelası Oldum

Netflix kervanına geç de olsa bende katıldım. Çevremde birçok arkadaşım, akraba vs Netflix üyesiydi ve tavsiye ediyorlardı. Ben, toplumun ısrar ettikleri karşısında hemen gidip yerine getiren biri değilim. Kısacası kafama göre hareket eden biriyim. Bunun için beni ikna edecek bir neden olmalıydı.

Sıkı bir twitter kullanıcısı olduğum için gündemi de takip ediyordum. Atiye dizisiyle ilgili yorumları okudum. Ancak bu diziyle ilgili duyumları henüz proje aşamasındayken almıştım. Yazarı Şengül Boybaş olan “Dünyanın Uyanışı” isimli bir kitaptan alıntıydı.

Ülkemiz tarihi ve kültürel değerlerin yanı sıra sosyolojik olaylara da sahip olduğu için çokca senaryo üretilebilecek bir yer. Atiye dizisinde ufak tefek yönetmen hataları var ancak bana göre en büyük hata ise Göbeklitepe’yi 1995 yılında başlayan kazı çalışmalarında ortaya çıkaran Klaus Schmidt’inin anılmaması, adının hiç geçmemesi oldu.  Umarım yeni bölümlerde kendisine yer verilir. Zira o ve ekibi olmasaydı Göbeklitepe’yi dünya fark edemeyecekti ve bölgede gömülü olarak kalacaktı.

Ben dizide şaman geleneklerini gördüm. Zöhre yıldızı Alevilik-Bektaşilik inancında kutsal ve önemli. Zöhre yıldızı Abdulmutalib’den Abdullah’a ondan Hz. Muhammed’e nübüvvet nuru (değeri yüksek olan-nebi) olarak Ebu Talip’e ondan Hz. Ali’ye ondan da velayet nuru olan Hz. Fatma’ya ve ehlibeyte kadar geçmiş. Dizide de Atiye’nin anneannesinin alnında bulunan zöhre yıldızının aynısı annesinde ve kendinde de olması dikkat çekici. Aynı zamanda gökyüzüne, toprağa, doğaya olan sevgi, saygı ve inanç dünyanın ilk oluşumuyla birlikte var olan Şaman kültürünün ritüelleriyle uyuşuyor ki Aleviler inanç olarak şaman kültürünü temsil ediyorlardı. Göbeklitepe’yi simgeleyen şekilde de turna kuşu sembolize edilmiş. Metafizik, mistik, arkeolojik ve ontolojik bir dizi. Umarım devamı gelir.

Netflixte ilgiyle izlediğim diğer dizi ise Anne with An E oldu. Bu dizi de kitaptan alıntı. Breaking Bad yazar ve yapımcısının bulunduğu ekipte yer alan Ozymandias’ın yazarı Moira Walley Beckett ve Anne of Green Gables’in uyarlaması olan bir dizi. Baş rolünde ise Amybeth Mcnulty yer alıyor.

Annesi ve babası henüz bebekken ölen ve bu yüzden yetimhaneye verilen, burada zor şartlarda büyüyen ve sonunda bir aileye evlat olarak verilen küçük çiftlik kızı Anne’nin hikayesi anlatılıyor. Beni etkileyen ise dizinin akıcı, şiirsel olması ve en önemlisi ise kadınların ruhunu çok iyi yansıtması. Beylerin bu diziyi izlemelerini isterim doğrusu…
Gece hayatı olmayan biri olduğum için genelde bu saatlerde bana yapmam gerekenlerle ilgili ilham gelir. Yazmak istediğim yazıları düşünürüm, projeler ve planlamalar, programlar yaparım vs. Her ne kadar bunlar planladığım tarihe tekabül etmese bile eninde sonunda gerçekleştirdiğim düşünceler oluyor. Yani ne kadar plan yapsam da bazı şeyler spontane gelişiyor diyebilirim.

Beni tanıyanlar çok iyi bilir ki çok fazla televizyon izleyen biri değilim ancak geceleri bu Netflix yüzünden uykusuz kaldığım doğrudur.

Anne with An E dizinin en güzel repliği ise şu oldu ve sanırım hiç unutmayacağım bu repliği;

“Farklı olmak kötü bir şey değildir. Sadece alışık olmadığınızdır.”

Alkışlarımla,

Yurda Yurtseven
(yurdayurtseven@gmail.com)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here