Mihail Bulgakov'dan Köpek Kalbi

Mihail Bulgakov Köpek Kalbi kitabında, yolları kesişen bir bilim insanıyla bir köpeğin hikayesi anlatıyor. Aynı zamanda Sovyet rejimini ve Sovyet insanını tüm detaylarıyla aktarıyor.

Mihail Bulgakov Kimdir?
15 Mayıs 1891 tarihinde Ukrayna’nın Kiev şehrinde dünyaya geldi. Annesi Varvara Mihailovna Pokrovskaya öğretmen, babası Afanasiy İvanoviç Bulgakov ise Kiev İlahiyat Akademisi’nde hocaydı. Bulgakov’un iki büyükbabası da Ortodoks rahibiydi. Babası Afanasiy, 1907’de bir böbrek hastalığına yakalanarak hayatını kaybetti; annesi tekrar evlendi. Annesinin ikinci kocası İvan Pavloviç Voskresenski doktordu: Bulgakov’un üniversite hayatına ve dine olan mesafesine etkisi büyüktür, buna rağmen Bulgakov doğaüstüne olan merakından hiç vazgeçmemiştir. Bulgakov, İlk Aleksandrov Lisesi’ni bitirdikten sonra Kiev Üniversitesi’nde tıp okudu. Yetenekli bir piyanist olan Tatiana Nikolayevna’yla evlendi. Birinci Dünya Savaşı sırasında cephe ve taşra hastanelerinde hekimlik yaptı. Buradaki deneyimleri Genç Bir Köy Hekimi (1927) eserini etkilemiştir. Savaş yıllarında başlayan morfin bağımlılığını eşinin yardımlarıyla yendi ve savaş bittikten sonraki yıl tam zamanlı yazar olmaya karar verdi. 1921’de Moskova’ya taşındı ve Halkın Eğitimi Müdürlüğü’nün edebiyat dairesinde çalışmaya başladı. Ukrayna’daki bir Beyaz Rus ailenin 1914-1921 arasındaki hayatını anlatan Beyaz Muhafız (1925) romanını bu sırada yazmaya başladı. Romanın ilk iki kısmını Rossiya (Rusya) dergisinde yayımladıysa da, üçüncü kısım yayımlanamadan dergi kapandı. Bu sırada ilk eşinden ayrıldı ve Liyubov Evgenevna Belozerskaya ile evlendi. 1924 yılında yazdığı bilimkurgu hikâye Ölümcül Yumurtalar gizli polise “Kızıl hükümete yapılmış arsız bir iftira” olarak şikâyet edildi. Ertesi yıl yazdığı Köpek Kalbi (1925) ise bilimkurgu kisvesinde bir Sovyet hayatı eleştirisiydi ve basılamaz kabul edildi. Moskova Sanat Tiyatrosu’yla çalışmaya başlayan Bulgakov, 1928 yılına kadar Moskova’da üç başarılı oyun sahnelemişti: “Zoya’nın Dairesi”, “Kızıl Ada” ve Beyaz Muhafız’dan uyarladığı “Turbin Günleri”. Dönemin “Martı”sı kabul edilen oyun Beyaz Ordu’yu iyi bir şekilde resmettiği için şimşekleri üzerine çekse de, Stalin’in en sevdiği oyunlardan biriydi. 1929 yılında yasaklandı, 1932 yılında tekrar repertuara alındı. 1931 yılında “Adem ile Havva” oyununu yazan Bulgakov, ertesi yıl “Margarita”ya ilham kaynağı olacak Elena Sergeyevna Şilovskaya ile tanıştı ve kısa süre sonra evlendi. Bulgakov’un 1930’larda çoğu eseri yayımlanmamıştır: “Zoya’nın Dairesi” (1926), “Kızıl Ada” (1928) yasaklandı. Rusya’dan kaçan Beyaz Rusları konu alan “Kaçış” (1928) daha sahnelenmeden yasaklandı. Çaresiz Bulgakov, yurtdışına yerleşmek için devletten izin istedikten sonra Stalin’den bir telefon aldı. Stalin’in teklifiyle Moskova Sanat Tiyatrosu’nda çalışmaya başladı ve 1936 yılına kadar burada kaldı. Stalin’in 60. doğum günü için sipariş edilen “Batum” (1939) isimli oyunu sansür heyetinden geçtiyse de, Stalin tarafından reddedildi. Bulgakov, en ünlü eseri olacak Usta ile Margarita’yı yazmaya 1928’de başladı, ancak yayımcılardan ve devletten gördüğü baskı yüzünden kitabı yayımlatamadı ve ölümüne kadar üzerinde uğraşmaya devam etti. Bulgakov ırsi bir böbrek hastalığı yüzünden 10 Mart 1940’ta hayatını kaybettikten sonra Sovyet Yazarlar Sendikası tarafından bir cenaze töreniyle uğurlansa da, yıllar boyunca “Sovyetliği şüpheli” bir yazar olarak kabul edilmiştir. “El yazmaları yanmaz” diyen şeytan karakterinin öğütlediği gibi, Bulgakov tüm çabalara rağmen tarihten silinmedi; bugün yalnız Rusya’nın değil, dünya edebiyatının en büyük yazarlarından biri olarak kabul ediliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here