Maksim Gorki'den Ekmeğimi Kazanırken

Maksim Gorki Ekmeğimi Kazanırken romanını 19. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıl başlarına kadar uzanan önemli bir döneme otobiyografik şekilde ışık tutuyor.

 “İnsanda utanma yoksa, hiçbir şey dert değildir.”

Gorki bu kitabında kendini ve içinde yaşadığı zamanı, dünyayı anlama ve anlamlandırma çabası içindedir. Hayata henüz çocuk yaşta çalışarak atılan ve çok yoksulluk içinde geçen zamanlarını bu kitabına yansıtmış diyebiliriz. Tıpkı demir yollarında çalıştığı esnada yaptığı gözlemleri Ana kitabına yansıttığı gibi.

“Kitap oku, ancak şunu unutma: kitap, kitaptır. Sen, kitapla değil, aklınla hareket et!”

Gorki’nin bütün kitaplarında onun yaşanmışlıklarını bulabiliriz. Ekmeğimi Kazanırken kitabında ise 19.yüzyıl Rusyası’nı tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor. Halkın yoksulluğu, sosyolojik ve ekonomik çöküşü…

“Hayatı hep ucundan, köşesinden yaşadım… Acım bana aitti, ama neşem çalıntıydı…”

Gorki henüz on yaşındayken ayakçılık, kuş yakalama, ikonografi atölyesinde çıraklık, bulaşıkçılık vb işleri çalışmak zorunda kalmıştır.

“Votka bir sarhoş için nasıl gerekliyse, kitaplar da yavaş yavaş benim için bir ihtiyaç olmaya başlamıştı.”

Yazarın son derece dramatik ve hüzünlü bir hayat hikayesi vardır. Bunu romanlarını okuduğumuzda hissedebiliyoruz.

Başkalarıyla birlikte olabilirsin, ama yalnız olduğunu unutmadan.

”Bütün insanlardan çok daha iyi ve daha saf olduğumu biliyorum, onların hiç birine ihtiyacım yok benim.”

”Oku, hep oku! Baktın bir kitabı anlamıyorsun, yedi kez oku. Yine mi anlamadın, on iki kez oku!”

”Ah, Alyoşa, halk çok yoksul ama bu kimsenin umrunda değil!”

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here