Jacques Rancière'den Demokrasi Nefreti

Jacques Rancière’den Demokrasi Nefreti Yazar bu kitabında cumhuriyet, siyaset, demokrasi ve temsil arasındaki karmaşık ilişkiyi inceliyor. Günümüz dünyasında yükselen demokrasi nefretinin kaynaklarını bizlere gösteriyor. Demokrasi düşüncesinin, başkalarını yönetmeyi kendilerinin doğal hakkı olarak görenlerin huzurunu bozan, düzenlerini karıştıran gücünü anımsatıyor. “Benim oyumla çobanın oyu bir olur mu?” sorusunu sorduran demokrasi korku ve nefretinin kaynaklarını bizlere gösteriyor.

 Düne kadar Avrupa’da resmî söylem totaliter dehşete karşı demokrasinin erdemlerini övüyordu. Devrimciler ise bugün ve buradaki demokrasiyi biçimsel bulup, gelecek bir gerçek demokrasiyi savunuyorlardı. Şimdi bütün bunlar geçmişte kaldı. Artık bazı hükümetler demokrasiyi silahların gücüyle ihraç ederken, Batı’da yeni düzenin aydınları kamusal ve özel yaşamın her parçasında demokratik bireyciliğin ve eşitlikçiliğin zararlı tezahürlerini teşhir etmek için aralarında yarışıyor. Bu ikisinin ortak değerleri yok edip yeni bir totalitarizm ürettiğini, insanlığı intihara sürüklediğini iddia ediyorlar.

“Demokrasiye yönelik bu ikili söylem, elbette yeni değil. Demokrasinin, diğer yönetim biçimleri hariç tutulursa, en kötü yönetim olduğunu duymaya alışmışızdır. Ne var ki demokrasi karşıtı yeni düşünce, bu genel formül için çok daharahatsız edici bir versiyon öneriyor. Bu düşünceye göre, demokratik yönetim, herkes için eşitlik ve bütün farklılıklara saygı gösterilmesini isteyen demokratik yönetim tarafından yozlaştırılmasına izin verildiğinde kötüdür. Buna karşılık, demokratik toplum tarafından güçten düşürülmüş bireyleri, değerleri medeniyetler çatışması olan medeniyetin değerlerini savunmak için savaşın hayatiyetine çağırdığı zaman iyidir. Dolayısıyla demokrasiye yönelik yeni nefretin savı kısaca şöyle ortaya konabilir: Yalnızca bir iyi demokrasi* vardır; bu da, demokratik uygarlığın felaketini önleyen demokrasidir. İlerleyen sayfalarda bu savın ortaya çıkışını ve yarattığı sonuçları çözümlemeye çalışacağız. Amaç sadece güncel bir ideoloji biçimini betimlemek değildir. Böyle bir çözümleme, aynı zamanda, dünyamızın hali ve bu dünyada politikadan ne anlaşıldığına ilişkin bizi bilgilendirir. Böylelikle demokrasi sözcüğünün taşıdığı skandalı olumlu bir şekilde anlamamıza ve demokrasi düşüncesinin keskin etkisini yeniden bulmamıza yardım edebilir.”

“Rancière’in yazıları, solun yönünü şaşırdığı günümüzde, direnmeye nasıl devam edebileceğimizi gösteren ender anlamlı kavramlaştırmalardan biri.” Slavoj Žižek

Yazar hakkında bilgi

JACQUES RANCIÈRE 1940, Cezayir doğumlu. Halen European Graduate School’da
ve Paris VIII Üniversitesi’nde felsefe dersleri veriyor. Althusser’in öğrencisi olduğu
dönemde Kapital’i Okumak adlı derlemeye katıldı. 1968 olayları sırasında Althusser’le fikir ayrılığına düştü ve 1974’te La leçon d’Althusser başlıklı kitabında bu çevreden kopuşunun gerekçelerini anlattı. Kendi kuşağından yazarların metinlerinde
kuram ile gerçeklik arasında artan bir uçurum teşhis ederek, 1975-1985 arasında
yayımlanan Les Révoltes Logiques dergisini kurdu.
Rancière’in Türkçe’ye çevrilen eserleri: Uyuşmazlık (Ara-lık, 2005), Estetik Bilinçdışı (Ara-lık, 2006), Siyasalın Kıyısında (Metis, 2007); Görüntülerin Yazgısı (Versus,
2008); Filozof ve Yoksulları (Metis, 2009), Özgürleşen Seyirci (Metis, 2010); Tarihin
Adları (Metis, 2011), Estetiğin Huzursuzluğu (İletişim, 2012).

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here