İntiharın Analizi
İntiharın Analizi

 

Yapılan araştırmalara göre dünyada en çok intihar oranı Litvanya, Rusya ve Belarus’da yaşanıyor. İntiharların sebebi alkol, ergenlik dönem depresyonu, değişen sosyal hayata ayak uyduramama yani motivasyon eksikliği…vb sebepler. En çok intihar edenler ise erkekler… Ne yazık ki dünyadaki bütün yöneticiler bu intihar sebeplerini çözmek yerine daha çok kişisel-ruhsal nedenler olarak algılayıp önemsemiyorlar.

Litvanya, Rusya ve Belarus iklim olarak soğuk ülkeler… Dolayısıyla iklimin yarattığı karamsarlığı, depresyon etkisini düşündüğümüzde intiharı daha çok tetiklemekte… Yaşadığınız ülke soğuk ve başınıza gelen soğuk dertler de ister istemez bu ülkelerde intihara neden oluyor. Öyle ki, ekonomik olarak son derece refah olan Finlandiya’da bile intihar vakaları oldukça fazla… Yani zengin ülkelerde de intihar vakaları yaşanıyor. Yoksul aileler gibi şirketi iflas etmiş bir iş adamı da intihar edebiliyor.

Freud intiharı “intiharı önceleri özdeştirilmiş bir sevgi nesnesine yöneltilmiş saldırganlık neticesi meydana gelen bir depresyonun sonucu olarak yorumlamış; daha sonraları ise ölüm içgüdüsünün etkinlik kazanarak kişinin kendi üzerine çevrilmesi olarak tanımlamıştır.”

Peki, günlük güneşlik ülkemizde, Kasım ayında yaşadığımız şaşılası şu sıcak günlerde yaşanan intihar vakalarını nasıl açıklayabiliriz?… Önce Fatih’te kendini öldüren 4 genç, ardından Çağlayan Adliyesi’nde yaşanan intihar olayı, sonrasında Antalya’da siyanür içerek intihar eden bir aile….

Bazılarımız hayata karşı mücadelede çok daha inatçı ve güçlü bir iradeye sahipken, bazılarımız ise ne yazık ki pes ederek ölümü seçebiliyoruz. Dünyaya gelmemizin bir nedeni var ise bu nedenin üzerine giderek yaşamak zorundayız.

Ekonomik nedenler yüzünden ölümü seçen bu insanları suçlamak elbette vicdani bir eleştiri olamaz. Sebebin sebebi vardır. Bir baba neden eşine ve çocuklarına siyanür içirerek ölmesini istesin? Eylül 2018 yılında bir çocuk pantolonu olmadığı için sınıfa alınmamış bunun ezikliğini hisseden baba gururundan intihar etmişti.

Sosyal yaşamın değişmesi, motivasyon bozukluğu, ekonomik sebepler, kişisel bir takım nedenler, özel veya iş hayatıyla ilgili sorunlar bazı insanları intihara sürükler. Oysaki inatla mücadele ederek ölmek çok daha onurlu bir düşüncedir bana göre…

İntihara iten sebepler?

Mutsuzluk, gurur ve ego gibi güdüler insanın bilinçaltında yükselmeye başlayınca, bilinç dışında kişiyi intihara kadar sürükleyebilir.

Düşünce suçlusu Sokrates, gardiyanların yardımıyla kurtulma şansı varken zehir içerek ölümü tercih etmiştir. Sokrates’in intiharı için kahramanlık intiharı diyebiliriz.

Dünyaca ünlü Yahudi yazar Stefan Zweig çocukluğunu, gençliğini acı bir kaosun içinde geçirmiş. Hitler’den kaçarak kurtulmuş. Brezilya’ya ve Arjantin’e yerleşmiş. İntihar etmeden önce yazdığı bu satırlarda, Yahudi olduğu için dışlanması, nefret edilmesi başka bir ülkeye yerleşmesi ve motive olmaya çalışması bunun gibi acı dolu birikimleri görebiliriz ve sonuç ölüm.

“Yaşadığım hayatı kendi istediğimle terk etmeden evvel, son bir görevi yerine getirmek ve beni burada mükemmel bir şekilde misafir eden bu güzel insanlara yürekten teşekkür etmek istiyorum. Eğer hayatımı Avusturya dışında inşa etmeyi arzulasaydım, Brezilya’dan daha güzel bir ülke bulamazdım. Ama altmış yaşından sonra tam anlamıyla yeniden başlayabilmek çok özel bir güç ve çaba gerektiriyor. Yıllar süren vatansız yolculuklar, maalesef benim gücümü ziyadesiyle tüketti. Bu yüzden hayatımı doğru bir zamanda ve doğru bir şekilde nihayete erdirmenin iyi olacağına inanıyorum. Bütün dostlarımı selamlarım! Hepsine uzun geceden sonra gelecek şafak aydınlığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum…”

Hitlerin acımasızlığı dünyaca ünlü bir yazarı intihara sürüklemiş diyebiliriz. Toplumu yok eden ne yazık ki yanlış politikaların ta kendisi…

Ülkemizde ilk toplu intihar olayı bundan yüzyıllar önce Likya Birliği’nin başkenti olan ‘sarı’ anlamına gelen Xanthos’da yaşandı. Burada yaşayan halk, savaşçı, gururlu ve bağımsızlıkları uğruna, Perslerin kölesi olmaktansa ölümü seçmişler. Xanthos halkının intihar biçimi de kahramanlık intihar biçimine giriyor.

İntihar bir çözüm mü elbette değil?

İnsan psikolojisi her an değişebilir. Bunda elbette yaşam şartları etkilidir. Aşırı hassas, gururlu kişilerde insan psikoloji daha çabuk negatife dönüşebilir. Bazen mutlu, bazen mutsuz olurlar, bu duygu değişim süreci hızlı gelişir. Bu etkiler kişilerde bipolar bozukluğa sebep olur. Hayat içinde aşırı manipüle ediliyorsanız, mobbinge uğruyorsanız, yeni bir hayata (yeni bir şehre-mahalleye taşınmak, yeni bir işe girmek, okula gitmek, evlilik, boşanma, hamilelik, yakınları kaybetme, ayrılık, hormonal dengesizlikler, ergenlik, menopoz, andropoz…vb)  başınıza gelen bu tür durumlardan dolayı hayata karşı motive olmakta zorlanıyorsanız mutlaka bir psikoloğa gidin. Sevdiklerinizle sürekli iletişim halinde olun, konuşmaktan çekinmeyin.

Schilder’e göre intihar “İntihar, bir diğer insana yöneltilmek istenen kızgınlığın kişinin kendi üzerine çevrilmesinin yanı sıra, sevgisini esirgeyen bir insanı cezalandırma veya onunla bir tür barış yapma isteğinin ve de aynı zamanda, baş edilemeyen güçlüklerden kaçışın anlatımıdır.”

Jung ise intiharı pasif, aktif, plansız yani dürtülü, planlı, samimi ve ilgi çekmek olarak ayırmıştır. İstanbul Fatih’te ve Antalya Konyaaltın’da yaşanan intiharlar için aktif intihar ölümü diyebiliriz.

İntihar sebepleri elbette geniş kapsamlı ancak en acı olanı ise maddi-ekonomik nedenlerden dolayı yaşananlar…

Peki, çözümü yok mu?

-Maddi zorluklar nedeniyle ülkemizde yoksulların sayısı oldukça fazla… Her şehrin her mahallesinde bu aileler tespit edilmeli ve yoksulluk yardımı yapılmalı.

– Her şehirde ücretsiz toplu terapi merkezleri açılmalı.

– İntihara sebep olan malzemelere kolay ulaşımının engellenmesi…

– Her şirkette, kurumda, okulda bir psikologun bulunması.

 (yurdayurtseven@gmail.com)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here