İlya Ehrenburg'dan Paris Düşerken

Paris Düşerken okurken çok etkileneceğiniz siyasi bir kitap. Orjinal ismi ise Padeniye Parija.  Yazarın Fırtına ve Dipten Gelen Dalga adlı iki ciltlik kitabıyla birlikte 20. yüzyılın en hareketli dönemlerini tüm detaylarıyla anlattığı kitaplardan biri.

Kasım ayından itibaren Paris’te başlayan sarı yelek protestolarını izlerken yıllar önce okuduğum “Paris Düşerken” kitabını hatırladım. Kitabın belirli, göz önünde bulunan bir karakteri yok. Kitapta bahsedilen kişilerin hepsi önemli karakterler diyebilirim. Son derece özgün, akıcı ve sürükleyici bir dil kullanılmış.

Kısaca yazardan bahsetmek isterim. İlya Ehrenburg, 1891 yılında Kiev’de dünyaya gelmiş. 1905 yılında yaşanan devrimin ardından arkadaşı Buharin’le beraber Bolşeviklerin grubuna katılır. Devrimci olaylara karışarak henüz on yedi yaşındayken tutuklanıyor. Daha sonra o yaşlardayken Paris’e gidiyor. 1917 yılında yaşanan Rus devriminde bizzat yer alıyor. Edebiyat dünyasına önce şiirler yazarak giriyor. 1921 yılında ilk romanı Julio Jurenito’yu yazıyor.

“Gelecek, adım gibi biliyorum ki gelecek”

Rus harp muhabiri olarak Fransa’ya gidiyor ve orada Yurttaş Savaşı’na katılıyor. Daha sonra İspanya’ya gidiyor. İşte tam o tarihlerde yani ikinci dünya savaşı döneminde Paris’e gidiyor ve faşizm karşıtı aydınlarının yanında yer alıyor. Burada geçirdiği zamanlar ona edebiyat anlamında çokça düşünceler üretmesine neden oluyor. Kızıl Yıldız gazetesinde muhabir olarak çalışıyor ve ülkesine geri dönüyor. Savaş anılarını yazıyor ve büyük üne sahip oluyor. Yaklaşık olarak elliden fazla eser üretiyor. Daha sonra Paris Düşerken, Fırtına, Dipten Gelen Dalga üçlemesini yazıyor. 1936-1952 tarihsel olaylara ışık tutuyor. Yazarın bu üçlemesi 8,5 milyon basılmış ve iki kez Stalin ödülünü almıştır.

Paris Düşerken zaman olarak ikinci dünya savaşında geçiyor.  1930’lu yılların ikinci yarısıdır. Soğuk savaş Avrupa’yı teslim almıştır. Kitap tarihsel tavsirleri 1950’li yıllara kadar sürüyor. Paris Düşerken Hitler faşizmini işgali altındaki Paris’i anlatıyor. Bir yandan işgalcilere çıkar hesaplarıyla bağlanmış zengin, burjuva kesimi, diğer yandan faşizme karşı vatanını savunan ve örgütlenen direnişçiler… Paris’in bu faşizm günlerinde her şeylerini geride bırakarak şehirlerini terk etmek zorunda kalmalarını trajik hikayesi… Bir yandan cephede verilen mücadele diğer yandan Paris sokaklarında direnişçilerin verdiği mücadele en iyi şekilde betimlenmiş.

Paris Düşerken kitabını okuduğumda etkisinde kaldığım karakterler ise Denise, Andre, Lucien, Michaud… Kitapta burjuva ve direnişçi karakterler kıyaslanıyor.

“Yeneceğiz, çünkü insanlar mutluluğu özlüyor, bir elin sıcaklığını, dostluğu, hayata güvenmenin tadını arıyorlar.”

 “Politika, büyük ve cafcaflı konuşmak, küçücük işler yapmaktır.”

Alkışlarımla,

Yurda Yurtseven

(yurdayurtseven@gmail.com)

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here