Gladkov'dan Çimento

Gladkov’dan Çimento konusu ve karakterleriyle oldukça etkileyici bir kitap. 1917 yılında Rusya’da yaşanan toplumsal değişimi ve insanların bu değişim içindeki var oluş sürecini anlatan dönemsel bir roman.

Kitapta Cumhuriyet sistemine geçen Rusya’da idari konumundaki işçilerin egemenliğini ve toplumda nasıl biçim aldığını okuyacaksınız. Toprak üzerinde büyük mülk sahibi olan despot Çarlık rejiminin yıkılıp tamamen işçilerin üstünlüğüne yönelik yeni rejim Cumhuriyet’in nasıl şekillendiğine tanık olacaksınız.

Gladkov (1883-1958) Maksim Gorki’nin öncülük ettiği edebi geleneklerin mirasçısı ve ilk ünlü Sovyet hikayecilerinden biriydi. Yazar, altı roman ve çok sayıda öykü, kısa öykü ve makale yazmıştır. Yoksul bir köylü ailesinden gelen Gladkov, küçük yaşta devrimci harekete katıldı bu yüzden baskılara uğradı. Ekim Devriminde ve İç Savaşta aktif rol aldı. 1922 yılında Beyaz Orduda çarpışmalar bittiğinde, Moskova’ya gidip yazarlığa devam etti. İlk eserini 1900 yılında yayınlamıştı. Savaş alanlarında dumanlar dağıldığında ise İç Savaşla ilgili romanlarını yazmaya başladı.

Çimento, Sovyet Dönemini en iyi anlatan eserlerden biridir. Roman, 1921 yılında iç savaşta cepheden dönen Çumalov’un iç savaşın bitmesinden ardından bir sahil kenti olan memleketine dönmesiyle başlıyor. Çarlık Rusyası’nın halkı günden güne sefalete sürüklemesi ardından işçilerin kızıl Ekim devrimi, dökülen kanlar ve çıkan iç savaş… Devrim sonrasını en iyi şekilde anlatan bir roman.

Sovyet dönemi Rus edebiyatının ve toplumcu gerçekçi akımın önemli temsilcilerinden Fyodor Gladkov, 1883 yılında Saratov kasabasının Çernavka köyünde doğmuştur.
Yazar, otobiyografisinde hayatının ilk kesitlerini şöyle anlatır: “Dokuz yaşıma gelinceye kadar çocukluğum köyde geçti. Bu yaşımdan sonra yaşlı ve çok dindar bir adamdan okuma yazma öğrendim. Büyük annemden ve gezginci hikâyecilerden, kökü belli olmayan eski halk efsanelerini dinledim. Büyükannem ve annem hikâye anlatma ve ağlatma sanatında pek ustaydılar. Üzerimde büyük etkileri olmuştur. Volga ve Hazar Denizi kıyılarında, balıkçıların arasında yaşadım. Bir süre de Kafkasyalı çiftçilerin arasında…”
Ailesinden ve çevresinden dinlediği hikâyelerle, halk efsaneleriyle büyüyen Gladkov, aynı otobiyografide, Rus klasikleriyle ilk tanışıklığına ve genç yaşta atıldığı zorlu iş yaşamına dair ise şunları söylemektedir: “Okumaya, öğrenmeye büyük merakım vardı. Bütün klasikleri okudum. Lermontov, Dostoyevski, Tolstoy’u karamsar buldum; Puşkin ve Gogol’ün eserleri beni pek etkilemedi… Gimnazyuma girmek istedim, almadılar. Giriş sınavını kazanmıştım ama parasızdım. Bir eczanede çırak olarak çalışmaya başladım. Çabuk ayrıldım oradan. Bir matbaaya işçi olarak girdim, altı ay kadar çalıştım, sonra oradan da ayrıldım. Annem ve babam işsizlik yüzünden geçim sıkıntısı çekiyorlardı. 17 yaşındaydım o zaman. Eğitmenlik ve gazetecilikten kazandığım çok az para ile onlara yardım ediyordum. Ayrıca çok da açlık çekiyordum. Gıdasızlıktan ağır bir hastalığa yakalandım, iki ay hastanede yattım. Çıktığım zaman babamı kalpazanlıktan hapse tıkmışlardı. Sonra onu kürek cezasına mahkûm ederek Sibirya’ya gönderdiler.”
Tıpkı babası gibi o da yakında Sibirya’ya sürgün gerçeğiyle karşılaşacaktı ama öncesinde hayatına Rusya’nın dört bir yanında filizlenip güçlenmeye başlayan devrimci hareketler girdi. 21 yaşında devrimci mücadeleye katılan yazar, ilk önce SR’lar olarak da bilinen Sosyal Devrimci Parti’yle ilişki kurmuş, onlarla birlikte Irkutsk’ta propaganda faaliyetleri yürütmüştür. Ertesi yıl siyasi çalışmalarını Tiflis’e taşımış, burada öğretmenler örgütüne katılmıştır. Gladkov’un Bolşeviklerle tanışıp onların propaganda faaliyetlerine katılması ise 1906’da gerçekleşmiş, yazarın hayatında önemli bir rol oynayan 1905-1906 olaylarının sıcaklığında yaşanan bu tanışıklık da hemen Çarlık kovuşturmaları, yakalanma, mahkeme ve sürgünle devam etmiştir. Fyodor Gladkov, dört yıllık sürgün hayatının ardından, bir yandan devrimci hareketlerle ilişkisini daha düşük bir seviyede de olsa sürdürürken, bir yandan da Novorossisk ve Kuban gibi kentlerde öğretmenlik yaparak geçimini sağlamaya çalışmıştır.
Tüm bu hareketli dönemin ortasında, erken yaşlardan itibaren yazarlık denemeleri de yapan Gladkov, ilk eserlerini 1900-1908 yılları arasında kaleme almış, sonrasında 10 yıllık bir suskunluk dönemi yaşamıştır. Bolşevik devrimi öncesinde Kuban bölgesinde köy öğretmenliği yaparken, ihtilalin patlamasıyla birlikte yeniden aktif devrimci yaşama katılmıştır. İhtilalin hemen ardından 1918 baharında Novorossisk’teki okulu yeniden faaliyete geçirme göreviyle bu kente giden Gladkov, burada Çimento romanında da anlattığı çarlık yanlısı güçlerin (Beyazların) karşı-devrimci girişimleri ve kenti istilasıyla karşılaşmıştır. Kızıl Ordu’ya katılan, Beyazların kovulmasının ardından okulda müdürlük yapan yazar, daha sonra Krasnoye Çernomorye adlı gazetenin editörlüğüne geçmiş, peşinden Moskova’ya taşınıp Novi Mir gazetesinin yönetimi görevini üstlenmiş ve yeniden yazarlığa odaklanmıştır. İşte bu dönemde kaleme aldığı Çimento romanıyla da, önce Rusya’da, sonra dünya çapında tanınan bir yazar olmuştur.
Fyodor Gladkov’un 1925’de yayımlanan bu toplumcu gerçekçi romanı, iç savaş sonrası zorlu yaşam ve çalışma koşullarıyla birlikte, kadınların mücadeledeki konumlarını, bürokratik engelleri, işçilerle entelektüeller arasındaki gerilimleri, parti içi tartışmaları, kovuşturmaları vb anlatması bakımından da büyük ilgi uyandırmıştır. Sovyetler döneminde basılan en başarılı 20 eser arasına giren Çimento, bütün Avrupa dillerine çevrilerek satış rekorları kırmış, sadece Fransa’da birinci baskısı elli bin satmıştır. Bugüne dek yüzlerce baskıya ulaşan eser, yalnızca Gladkov’un ve Sovyet dönemi Rus yazınının değil, toplumcu gerçekçi akımın da başyapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir.
Gladkov, sonraki romanlarında aynı başarıyı tekrarlayamasa da özellikle 1932-38 arası kaleme aldığı Energiya (Enerji) ve 1949’da yayımlanan özyaşamsal yapıtı Povest o destve (Çocukluk Hikâyesi) ile ustalığını göstermiş, 1950 senesinde Stalin Ödülü’nün de sahibi olmuştur. İkinci Dünya Savaşı döneminde İzvestiya gazetesinde yazılar kaleme alan, savaş sonrasında Gorki Edebiyat Enstitüsü’nün başkanlığını üstlenen Gladkov, 1958’de Moskova’da hayata gözlerini yummuştur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here