Gigi Padovani ve Carlo Petrini'den Slow Food Devrimi
Gigi Padovani ve Carlo Petrini'den Slow Food Devrimi

Slow Food Devrimi yayınlandığı ilk günden itibaren büyük ilgi görmüş kitaplardan… Kitabın çıkış noktası ise ilginç… Adında da anlaşılacağı gibi bir isyandan, hareketten yola çıkılmış ve kitap bu şekilde ortaya çıkmış. Slow Food Hareketi olarak gidilen yolda böyle bir kitabı yazmak günümüz dünyası için iyi bir fikir olmuş.

Sanayileşmeyle birlikte insan varlığının hayatına giren makineler hayatımızı kolaylaştırması gerekirken bizlere bazı şeyleri unutturmuş. Yoğun, yorgun, otomat hayatımıza makinelerin hiç bir etkisi olmamış. Öyleki bırakın yediğimiz yemeğin kokusunu dahi unutur hale geldik. Hayat o kadar hızlı akıyorki, bu debdebenin, aciliyetin içinde hızlı yemek yemekten en sevdiğimiz yemeğin tadını alamaz olduk. Sizler en son, ne zaman çok sevdiğiniz yemeğin kokusunu derince içine çektiniz ve sonrasına yediniz. Düşünün?

Bu hızlı tempo içinde geçirdiğimiz yaşamımızda en son ne zaman ailenizle uzun saatler süren bir akşam yemeği yediniz? Oysa ki yemek yemek eylemi yavaş yapılması gereken önemli bir ihtiyaç.

Tarımın bitirlidiği ülkemizde Slow Food Devrimi okunması gereken önemli bir kitap.

Dolly bütün dünyada büyük bir şok dalgası yarattı. Aynı dönemde gen transferi yöntemiyle üretilmiş soya da piyasaya sürülmüştü. Tabii bu ürünleri geliştirenler de bu araştırmaları yapabilecek finansal kaynağa sahip olan çokuluslu şirketlerdi. Tarlalarda haşereyle mücadele yöntemleri yerine kendi kendine ürettiği toksinler vasıtasıyla parazitleri öldürebilen tohumlar kullanılmaya başlandı. Ama kimse derinlemesine ve uzun vadeli araştırmalarla bu gelişmelerin çevre üzerinde yaratacağı etkileri hesaplamıyordu.
İnsan, hayvan ya da tohum; canlıların lisanslanması bir yüz karasıdır ve engellenmelidir. Çiftçilerin sırtından büyük paralar kazanılıyor.
İçinde bulunduğumuz yüzyıl dinamizmin ve ivmelenmenin etkisiyle, sanayi medeniyetinin yanlış şekilde yorumlanmasından doğmuştur. İnsan kendisini yorulmaktan kurtaracak olan makineleri icat etmekte ve bu makineleri bir yaşam stili olarak görmektedir. Bu yaklaşımdan bir çeşit kendine dönük yamyamlık türemiş, homo sapiens kendini yemeye, sindirmeye ve yok etmeye yönelmiştir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here