Felsefede Kaz Dağlarının Önemi

08 Ağustos 2015 yılıydı… Balıkesir tatilindeyken karşılaşmış, ilk kez orada görmüştüm, tüm heybetiyle ve yemyeşil albenisiyle karşımda duruyordu. Ne yöne dönsem karşımda görüyordum. Bol oksijenli havasında, sis bulutunun içinde kaybolduğumda yudumlamıştım çayımı… Her yudumda içime çekiyordum Kaz Dağları‘nın havasını… Üzüntüyle bakmıştım yüzüne İda’nın.. “bir gün seni siyanürle öldürseler ve ben bir daha göremezsem o yeşil yüzünü, çekemezsem nefesini nefesime…”

İnsanın burada şairane bir ruha dönüşmemesi imkansız öyle ki Antik Yunan’ın ve dünyanın ilk kadın şairi Lesbos’lu (Midilli Adası) Sappho’ya ilham kaynağı olmuştur İda.. İda’ya karşı dalıp gitmiş en güzel aşk şiirlerini yazmıştır.

Sessizlik içindeydi gökler
Ambrosia
hazır bekliyordu
şarap testisinde.
Hermes doldurup şarabı
tas tas sunuyordu
tanrıların eline

Yunanistan için Olympos ne kadar anlamlıysa, Anadolu içinde Kaz Dağları bir o kadar anlamlıydı. İki dağda felsefenin ve mitolojinin önemli bölgesiydi. Antik çağ mitoslarının yerleriydi. Homeros olmasaydı bu kadar anlamlı olabilir miydi İda? İlyada Destanı’nın büyük kahramanıdır İda.. Antik Yunan Mitolojisininde baş rölündedir. İda, kitaplarda Tanrıların Dağı olarak geçer.

Hera dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna, İda’nın en yüksek tepesiydi bu, Zeus onu gördü, görür görmez aşk sardı düşünceli kafasını, öyle bir aşkı ilk ilk birleştikleri gün duymuştu, ana babalarından gizli çıktıkları gün yatağa. (Homeros)

Peki, İda felsefi açıdan neden önemliydi?

İda epistomolojik olarak değerli bir kelimedir. Mitolojide İda aynı zamanda ‘İdaios’ ve ‘İdaia’ olarak geçer. İdaia, İda’da yaşayan veya oradan gelen kişi demektir. İda’dan gelen orada yaşayan doğa perisi Nymphe, ırmak tanrısı Skamandros’la bütünleşerek Teukros adında bir erkek çocuğu olur.

Kaz Dağları Afrodit, Athena ve Hera’nın katıldığı dünyanın ilk güzellik yarışmasının olduğu yerdir. Afrodit’i dünyanın en güzel kadını yapan yerdir. Bir gün Afrodit’in yüzünde yaralar, sivilceler çıkar kral bu yüzden eşi Afrodit’i saraydan kovar onu istemez. Afrodit uzun yıllar Kaz Dağları’nda yaşar. Bir süre sonra yüzündeki tüm yaralar geçer. Çünkü dağların kaynak suları onun yüzünü güzelleştirmiştir. Bunu duyan kral Afrodit’in geri gelmesi için adamlarını gönderir. Ancak Afrodit kabul etmez.

Kral Priamos oğlu Paris’i Kaz Dağları’na bırakır onu terk eder. Paris burada bir ayı tarafından büyütülür. Paris, yakışıklı bir adam olur. Keçiler tarafından Kaz Dağları’nda büyütülen Zeus, Paris’i güzellik yarışmasında en güzel kadını seçmesi için görevlendirir. Ancak Paris rüşvet karşılığında en güzel kadını seçeceğini söyler. Hera, Avrupa ve Asya Krallaığını vereceğini, Athena, savaşlarda en güçlü olmayı, insanüstü aklı, Afrodit’te dünyanın en güzel kadınının aşkını rüşvet olarak teklif eder. Paris ise güçlü bir kahraman olmayı kabul etmez ve aşkı seçer. Böylece Afrodit ilk güzellik kraliçesi olmayı başarır.

Gökyüzü tanrısı Zeus Kaz Dağları’nda doğmuştur. Truva Savaşı’nı bu dağlardan izlemiştir. Kaz Dağları demek Troya-Troia-Truva demektir. İlk aşk dersi burada verilmiştir. Zeus, Afrodit’e aşkı öğretmesi için Anchises’e aşık olmasını sağlamıştır. Anchises Kaz Dağları’nda hayvancılıkla uğraşan biridir. Afrodit, Anchises’e aşık olmuş ve Kıbrıs’ı terkedip Kaz Dağları’na gelmiştir. Afrodit, Anchises’e eşi olmak için gönderildiğini söyleyerek onu ikna eder ve onunla evlenir Aeneas adında bir erkek çocuğu olur. Troyalı Prens Aeneas Roma Krallığını kuran ilk kişi olarak bilinir.

Kaz Dağları demek Antandros Antik Kenti ve Büyük İskender demektir. Dünyanın ilk tarihçisi Herodot İda Dağı’yla ilgili şöyle bahseder;

Ordu, Lydia’dan Kaikos Irmağı’na ve Mysia’ya yöneldi; Kaikos’u geçtikten Sonra Kane Dağı’nı soluna alarak Aternaos içinden Karene kentine doğru yürüdü. Bu kentten sonra Adramytteion kenti ve Pelasg sitesi Antandros’u geçerek Thebe Ovası’na indi. Ve orada gece İda eteklerinde konaklamışken bora patladı, zigzag gezinen yıldırımlar düştü ve oldukça önemli sayıda kayıp verildi. (Herodot)

Kaz Dağları, Paris’in Truva’nın en güzel kızı Helen’e aşık olduğu yerdir. Onun için savaştığı topraklardır.

Sokrates’in öğrencisi, Pers ordusunda görev almış Yunan filozof Ksenofon Antandros’dan şöyle bahseder.

Oradan Troas’ın içinden ilerlediler ve İda Dağı’nın üzerinden Antandros’a vardılar ve sonra,  kıyı boyunca ilerleyerek Thebes ovasına ulaştılar.

Büyük İskender’in M.Ö.4. yüzyılda Anadolu’ya gelmesiyle birlikte Antandros’da Perslerden kurtularak özgürlüğüne kavuşur. Bu topraklar İskender için Asya’nın kapısıydı. Henüz 22 yaşındayken Granikos’a geldi ve gece başlattığı savaşı kazandı. Buranın hakimi oldu.

Kaz Dağları, Assos’ta Aristo’nun üç yılını geçirdiği ve M.Ö. 347-344 yıllarında dünyanın ilk felsefe okulunu Kaz Dağları’nın karşısında kurduğu yerdir.

Kaz Dağları, annesini kaybettikten sonra babasıyla Kaz Dağları’nın eteklerindeki Güre Kavurmacılar Köyü’ne yerleşip burada çobanlık yapan ve nice iftaralara rağmen saf, temiz kalbini ve ruhunu  kaybetmeyerek Kaz Dağları’nın zirvesinde yaşayan Alevi Türkmen erenlerinden Sarı Kız demektir.

Kaz Dağları nice savaşlara, efsanelere, anılara tanık olmuş ve olmaya da devam ediyor. Kaz Dağları altın uğruna talan edilip zehirlenirken Zeus, Troya Savaşı’nı izliyor gibi seyrediyordur doğanın katledilişini… Bu topraklar savaşın içinden zaferle dönenlerin ve zafer uğruna ölenlerin yeridir. Çanakkale Savaşı’nda emperyalist güçlerin gemilerinin rüzgarında savrulduğu ve geri döndüğü yerdir. Doğanın olduğu her yer kutsaldır. Beton her zaman toprağa yenik düşmüştür.

Kim bilir siz çıkarınızla ve tüm hırsınızla siyanürle altın ararken belki de Zeus komik olan halinize gülümsüyordur?

Alkışlarımla,

Yurda Yurtseven 

(yurdayurtseven@gmail.com)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here