En İyi Felsefe Kitapları
En İyi Felsefe Kitapları

En İyi Felsefe Kitapları

En İyi Felsefe Kitapları denince akla ilk gelen hiç kuşkusuz Ünlü Filozofların Yaşamları Ve Öğretileri –Diogenes Laertios kitabı Candan Şentuna Yunancadan çevirmiş. Diognees Laertios’un hayatı hakkında net bir bilgi yok maalesef… İS III. yüzyılda yaşadığı rivayetler arasında yer alıyor. Diogenes Laertios bu kitabını felsefe sever bir hanıma ithafta bulunmuş. Hiçbir felsefe okuluna bağlı olmayan Epikourosçu ve şiirler yazmayı seven bir filozof. Bu kitabında filozofların hayatlarına yer vermiştir. Bu kitabı özel kılansa ise bu kitabı okuyanlar arasında Nietzsche, Rousseau, Diderot, Karl Marx gibi tanınmış filozoflarında okuduğu ilk kitaplar arasında yer alması… Üstelik Karl Marx “Epikuros ile Demokritos Doğa Felsefeleri Arasındaki Ayrım” isimli doktora tezini yazarken bu kitabı kaynak olarak kullanmış.

Bu kitabı okurken ilk felsefecilerin Perslerde Maglar, Babillerde ya da Asurlularda Khaldaialılar, Hintlilerde “çıplak bilgeler”, Keltlerde ve Galatlarda da Dryidler ve Semnotheolar, Fenike’de Okhos, Trakya’da Zamolksis, Libya’da da Atlas olduğunu ayrıca Mısırlılarda felsefeyi ilk başlatanın Nil’in oğlu Hephaistos olduğunu öğreneceksiniz.
Özellikle felsefe bölümünde okuyanlara ve felsefe meraklılarına tavsiye edeceğimiz eşsiz bir kaynak kitap diyebiliriz.

Mitoloji Sözlüğü-Azra Erhat

Kaynak kitap özelliği taşıyan Mitoloji Sözlüğü Azra Erhat’ın bizlere bıraktığı eserlerinden biri… Kitapta Yunan, Anadolu ve Latin mitolojisine ait bir çok bilgiye ulaşacaksınız.
“ İlkin söz vardı der kitap. Bunu Platon duysa, söz mü, hangi söz? diye sorar. Çünkü eski Yunan dilinde söz kavramını vermek için bir değil, üç sözcük vardır. Biri “mythos”, öbürü “epos”, üçüncüsü ise “logos”. Mythos söylenen veya duyulan sözdür, masal, öykü, efsane anlamına gelir. Ama myhos’a pek güven olmaz, çünkü insanlar gördüklerini , duyduklarını anlatırken birçok yalanlarla süslerler. Bu yüzdendir ki Herodot gibi bir tarihçi mythos’a tarih değeri olmayan güvenilmez söylenti der, Platon gibi bir filozof da mythos’u gerçeklerle ilişiksiz, uydurma, boş ve gülünç bir masal diye tanımlar. Epos daha değişik bir anlam taşır. Belli bir düzen ve ölçüye göre söylenen, okunan sözdür, epos insana tanrı armağanıdır, güzelim süslü sözleri bir araya getirerek büyüler dinleyicilerini bir ozan. Logos ise Herakleitos olmak üzere İonya düşünürleri eski deyimiyle “physiologoi” yani doğa bilginleri yapmıştır. Onlara göre logos gerçeğin insan sözüyle dile gelmesidir.

En büyük iki destan yazarı Homeros İonya’lıdır, gönlü Troya’dan yanadır ama efendileri Troya savaşını kazanmış, Anodolu’nun kilit noktası olan Dardanos kalesini yıkmış Akhalardır, onları kahraman göstermek zorundadır., oysa asıl insan-kahraman Hektor’tur İlyada’da… Vergilius ise Augustus çağının kültür politikasına hizmet etmekte görevlidir, Roma’ya bir kahramanlık geçmişi yarakatmak amacıyla yazar Aeneis destanını ve Homeros’un tam tersine asıl gücü kuvveti Troyalılarda göstermeye çalışır.”
Hayallerinize ilham kaynağı olacak ve aynı zamanda yine bir kaynak kitap olan Azra Erhat’ın bu muhteşem kitabını özellikle mitoloji severlere tavsiye ederim.

Devlet- Platon

Hasan Ali Yücel’in klasikler dizinine ait olan kitabın çevirisini Sabahattin Eyüboğlu ve M.Ali Cimcoz yapmış. Platon’un Devlet kitabında iyilik, eşitlik, güçlülük, haklılık, erdemlik…vb gibi insan durumlarını anlatan ve hayatın bütün alanlarında yansımasını diyalektik çerçevede diyaloglarla anlatan üniversitenin, Akademianın ilk kurucusu olan Platon bu kitabında hayalindeki en iyi Devlet’i yazmıştır. Kitap, siyaset felsefesi içinde toplum düzeninin başvuru kaynak kitapları arasında yer almaktadır.

Sokrates’e göre insanın hayatı, dünyanın hayatından daha önemlidir. Bu yüzden asıl bilgi dünyayı değil, insanı bilmektir. Sokrates’i ve Platon’u yakından tanıyabileceğiniz, anlayabileceğiz muhteşem eserlerden biri.

Atina’da toplum düzeni son derece bozuk olduğu için demokresi ve felsefe kavramları sofistlerce çok fazla tartışılmış ve dile getirilmiştir. Platon’un Devlet kitabı hiç kuşkusuz günümüz dünyasındaki siyasi gelişmeler açısından son derece önemli kaynak kitaplardan biri olma özelliğini hala taşıyor ve taşımaya devam edecek.

Sokrates’in Savunması

Platon, Sokrates’in Savunması kitabını hocası Sokrates’in ölümünden sonra kaleme almış. Tanrılara inanmadığı ve gençlerin ahlakını bozduğu gerekçesiyle suçlanmasını, Atina demokrasisi tarafından yargılanışını anlatıyor.

En İyi Felsefe Kitapları
En İyi Felsefe Kitapları

Sokrates devlet yönetimine karşı çıkmış güçlülerin değil en akıllı kişilerin Atina’yı yönetmesini istiyordu. Devleti çoğunluğun değil seçkin, bilgili bir azınlığın yönetmesini istiyordu. Felsefeyi tabiata değil, insana, fiziğe değil ahlaka yorumluyordu. Bu görüşlerinden dolayı da ister istemez kendisini politik tartışmaların içinde buldu. Atinalı yöneticiler, bu bilgili ve akıllı azınlığın güçlenip ülkenin yönetimini ele geçirmelerinden çok korkuyordu. Platon’un amcası Kritias Atina yönetimine karşı bu bilgili azınlıkla birlikte başkaldırıya hazırlanıyordu. Bu plan gerçekleşmedi ve Kritas öldü. İşte bu planı gerçekleştirenin Sokrates olmasının şüphesiyle suçladılar. “Ne tanrılara saygısı var, ne atalara, ne de devlete… herkesi, her şeyi eleştiriyor, aklıyla çürütmeye çalışıyor, gençlerde hiçbir inanç bırakmıyor.” Kısacası Soktares’i başkaldırma bahanesiyle yargılıyorlar asıl sebep ise eski düzene karşı gelmesi, sorgulaması, özgür bir düşünceye sahip olması, asıl güçlünün bilgili insan olduğunu düşünmesi sebebiyle yargılandı.

Aristoteles’in anlatımına göre ise Sokrates 500’ler Meclisi tarafından 140’a karşı 360 oyla ölüme mahkum edilmiştir. Geçtiğimiz yıllarda ise 25 yüzyıl sonra tarihçiler, hukukçular ve düşünürler tarafından tekrar yargılanarak suçsuz bulundu. Bu sembolik yargılamada hakimler ikiye bölünürken halk jürisi Sokrates’i suçsuz buldu. Sokrates’in bu kitabını okuduğunuzda zaten suçsuz olduğunu anlayacaksınız.

Utopia-Thomas More

Bir ada düşünün ve burada herkesin ihtiyaca göre üretici olduğunu, hiç kimsenin hazır yiyici olmadığı, toplumsal mutluluğun iyi yönetilme ile değil eşitlik içerisinde özel mülkiyetin olmadığı bir ada… Thomas More’a göre özel mülkiyet insanlar arasında kıskançlığa, eşitsizliğe, açgözlülüğe neden oluyordu. More’un adasında 54 kent bulunuyor. Tüm kentlerin yol genişliği aynı, cadde ve sokakları birbirine eşit ve herkesin yaşadığı ev birbirinin aynısı yani hiçbir fark yok. Her evin bir sokağı, bahçesi var ancak hiçbir evin kilidi yok. İnsanlar arasında sahiplik duygusu olmasın diye bu evler on yılda bir değiştiriliyor. Köyler ise çiftçiler tarafından yönetiliyor. Köyde tarlada çalışanlar günde 6 saat çalışıyorlar.

Thomas More’un adasında seçkinler ve zenginler yok herkesin üretime katıldığı, insanların bu eşitlikten dolayı mutlu olduğu bir ada. Bu ada da rengarenk, gösterişli, lüks elbiseler giyilmez çünkü bu ada da insanlar dış görünüşlerine değil kişilik yapılarına göre değerlendirilir. Para ütopyada değersizdir ancak ihtiyaca göre üretim değerlidir fazla gelir olduğunda bu eşit olarak ortak paydalarda bölüşülür. Cumhuriyet yönetim şeklinin uygulandığı, sınıf ayrımcılığının olmadığı adada, yönetimle ilgili tüm sorunlar halkın olduğu bir kurultayda çözüme kavuşturulur.

Roma Tarihi-Titus Livius
Siyaset felsefesine ışık tutacak kitaplardan biri hiç kuşkusuz Titus Livius’un Roma Tarihi’ni anlattığı kitaplardandır. Dünyaya damgasını vuran bu kitapta Roma İmparatorluğunun kültürü, ekonomisi, siyaseti, gelenekleri, edebiyatı ve tarihini öğreneceksiniz. Bu kitabı özel kılan ise Machiavelli’nin de Cumhuriyet, laiklik gibi kavramları ortaya çıkarmasında esin kaynağı olması.
142 ciltlik eserden oluşan bu kitabı için felsefeci ve tarihçi olan yazar şöyle demiştir “tarihin incelenmesini ve yararlı ve gerekli kılan şudur; gözlerimizden çeşitli örnekler geçer, bunların arasından kendiniz ve ülkeniz için yararlı olanları seçersiniz. Yazar imparator Augustus’un himayesinde değildi ve yakın çevresiyle samimi değildi ancak dostane ilişkileri vardı ancak buna rağmen Augustus’un yönetim şeklini benimsemiyor zaman zaman eleştiriyordu.
Cumhuriyete inanan ve cumhuriyeti savunan Titus Livius Roma tarihini anlatırken zaman zaman abartıya başvurduğunu da söylemek gerekir ancak Cumhuriyet, laiklik gibi günümüz siyasi kavramlara da ışık tutmuştur.

Hükümdar-Machiavelli

Günümüz siyaset felsefesine ışık tutan kitaplardan biride laiklik kavramının yaratıcısı Machiavelli’nin Hükümdar isimli kitabı. Kitapta devletin kuruluş biçimlerini, yönetim şekillerini, tiplerini, bir hükümdarın erdemlerini, kusurlarını, halk üzerinde sevgi mi yoksa korku mu uyandırmasını, iyiliğin ve kötülük gibi kavramlar ülkenin çıkarına göre şekil almalıydı.

Machiavelli’nin bu kitabında monarşi hakkındaki düşüncülerine yer verdiğini vurgulamak doğru olur. Machiavelli’ye göre yabancı hegemonyasına karşı yani günümüz deyimiyle emperyalist egemenliğe karşı güçlü bir Cumhuriyet kurulamıyorsa monarşinin olabileceğini savunmuştur.

Ona göre bir ülke Monarşi= Devlet +Güç ya da Cumhuriyet= Devlet+Uygarlıkla yönetilmeliydi ancak daha sonraki tarihsel olaylarda monarşiyle yönetilen ülkelerin tek tek çöktüğünü düşünürsek eğer, Machiavelli’nin ikinci şıkkı yani Cumhuriyet yönetiminin Monarşi anlayışını çürüttüğünü söyleyebiliriz.

Machiavelli’nin Titus Livius’un Roma Tarihini anlattığı kitabından Cumhuriyet kavramı üzerinde durduğunu ve Dante’le başlayan siyasetin tamamen dinden ayrılıp özgürlüğüne kavuştuğunu anlatan laiklik kavramının açık ve net bir şekilde anlattığını vurgulamakta fayda var.

Bir hükümdar ne kadar güçlü olursa olsun eğer yerel bir halkın desteğini almıyorsa bu güç güç değildir. Machiavelli bu kitabında sürekli baskı altında, zalimce yönetilen bir halkın hükümdarına karşı hiçbir güveninin kalmayacağını, halka verilecek cezanın işkenceye başvurmadan iyi ayarlanmış gerektiğini ve zulmün zalimlere ait olduğunu düşünmüştür.
Maciavelli’nin yaşamı boyunca uyguladığı mottolardan biri de babasının vasiyet olarak söylediği cümledir “mutlu yaşayın ve az harcayın”

Antik Yunan Uygarlığı- Andre Bonnard
Felsefenin temel taşının Antik Yunan Uygarlığı olduğunu söyleyebiliriz. Kitap 3 ciltten oluşmakta 1.cildinde İlyada’dan Porthenon’a, 2. Cildinde Antigone’den Sokrates’e, 3.cildinde ise Euripides’ten İskenderiye’ye yer almakta…
Yazar kitapta, Antik Yunan’ın toplum düzenini, yaşayışını halkın özgürlük ve kölelikleri içinde anlatıyor. Andre Bonnard bu kitabında bizlere çağdaş hümanizm dersi vermeye çalışıyor. Ona göre hümanizm “Benim için hümanizm, masasında çalışan bir insanın bilimi değildir; hiç ayrılmayacağım bir hayat kuralıdır… Burada kişiliğimde Antigon dostu ve çevirmeni ile barış taraflısını ayırmak istiyorlar; oysa bunlar aynı insan!”
Yurda Yurtseven

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here