Coronavirüs ve Kolonyalizm
Coronavirüs ve Kolonyalizm

Aklınıza limonlu kolonya gelmesin. O nedenle öncelikle Kolonyalizm tanımını açıklamak isterim. Kolonyalizim kısaca kolonicilik, sömürgecilik anlamına geliyor. Güçlü, emperyalist devletlerin ekonomisi düşük, her alanda güçsüz başka devletleri, toplumları ekonomik ve siyasi egemenliği altına alması ve bu şekilde yayılmasıdır.

Emperyalist devletler öncelikle sömürmek istedikleri ülkelerin iş gücüne, kaynaklarına, pazarlarına el koyar. Daha sonra sosyal ve kültürel, dini değerlerine baskı yapmaya başlar. O ülkeye ekonomik refahı, özgürlüğü ve demokrasiyi getirmek düşüncesiyle bir algı yaratırlar. Sömürgecilik yoğun olarak 19. yüzyılda Avrupa’da başlamış ve yayılmış. Keşiflerle başlayan ve 19. yüzyıla kadar ilerleyen faşist bir sistem.

Çinli İşçiler Sömürülüyor mu?

Batıdaki sömürgeciliğin altında kapitalizm yatıyor. Yani kamu ve özel şirketlerin hareketiyle başlamış. Örneğin Kristof Kolomb’un Amerika seyahatindeki masraflarını İtalyan yatırımcılar karşılamış. İngiltere, Hollanda ve Fransa’da sömürgelerde ticari yatırım işlerini yapan Doğu Hindistan Şirketleri ve Hudson’s Bay Şirketi’ne ticari tekel hakkını vermiş böylece sömürge gerçekleşmiş.

Coronavirüs ve Kolonyalizm
Coronavirüs ve Kolonyalizm

Şimdi “Coronavirüsle ne alakası var?” diyeceksiniz. Günümüz dünyasında pek hissedilmeye ya da belli etmeye çalışılmasada kolonyalizm faaliyetleri farklı şekillerde kendini hissettiriyor. Bunlardan biri de Çin. Oysa Çin günümüz dünyasının ekonomik ve teknolojik yönden en iyi ülkelerinden biri değil mi? “Ne alaka Çin sömürülüyor mu?” sorunuzu duyar gibiyim.

Çin dünyanın en ucuz hammaddesine ve işçisine sahip… Dünyanın bir çok ülkesinde Çinli işçiler zor şartlarda çalıştırılıyorlar. Çin’de ekonomi bu kadar iyiyse eğer, bu insanlar İtalya Lombardiya bölgesinde, İspanya’da, Amerika’da, Türkiye’de… bir çok ülkede neden çalışıyor, çalıştırılıyor? Soru basit, ucuz oldukları için… Taksim’de bir eczanede Çinli birini görebilirsiniz. Restoranlar başta olmak üzere bir çok sektörde çalışıyorlar. Aynı şekilde dünyaca ünlü Prada, Gucci, Yves Lorent, Zara, Mango, Adidas, Nike….vb bir çok marka Çin hammadesi kullandıkları gibi personlelleri de bu ülkeden oluşuyor. Sizce Çinliler sömürülüyor olamaz mı? Çin kendi ekonomisini, insan sağlığını olumsuz etkileyen hammaddeleriyle mi güçlendiriyor? Kısacası dünyada Çinli işçilerin emeği sömürülüyor buna en büyük etken ise Çin politikası diyebilirim. Belki hatırlarsınız, Çin malı ayakkabıyı giydiği için ayağı kızarıp yanan kadın haberini… Bunun örnekleri çok… Kısacası Çin hükümeti dünya sağlığını sömürürken diğer yandan bütün kapitalist şirketlerde sermaye kaygısıyla, ucuz mal diye buna tav oluyor. Avrupa’daki bir çok marka, şirket Çin işçilerini sömürüyor. Ne yazık ki Kolonyalizm sincise devam ediyor.

Dünyanın Yemek Kültürü Değişcek mi?

Yemek kültürlerine gelirsek, bir ülkede siyaset ve kültür birbirine paralel işler. Wuhan kentindeki hayvan pazarında satılan kemirgen hayvanların hepsi Afrika’dan ucuz fiyatlarla satın alınıyor ve Wuhan’da yüksek fiyatlarla Çin burjuvazisine satılıyor. Yani yoksul yemeği değil o yenilen yarasalar ve yılanlar…

Bir ülkenin yemek kültürünü eleştirmek de ırkçılığa girmez. Çin yemek kültürünü hiç bir zaman sevmedim zira sevilecek bir yanı yok. Çin hükümetinin bir an önce bu tarz hayvan satışlarının satılmasını yasaklaması gerek… Tabi, dünya sağlığını düşünüyorlarsa eğer… Öğrendiğime göre önümüzdeki yıllarda dünyanın bütün restoranlarında GT Hijyen Belgesi zorunluluğu getirilecek. Bence bir restorana, mekana girdiğinizde mutlaka GT Belgesi var mı? sorun çünkü ben soracağım.  Belki severek yediğiniz kokoreç, işkembe, midye, ciğer, dalak, dil..vb sakatat yemeklerini dahi göremeyebilirsiniz. Coronavirüs salgınından sonra dünyanın bir çok yerinde yemek kültürünün giderek veganlaşacağını düşünenlerdenim. Kuş gribinin yaşandığı yıl tavuk satışında azalma olmuştu. Deli dana hastalığı nedeniyle inekler ahırlarında uzun süre kalmıştı. Basit bir örnek vermek gerekirse hayvanlarda bulunan brusella bakterisi hayvansal gıdalara geçerek buradan insanlara rahatlıkla bulaşabiliyor. Üstelik hayvanlardan hava yoluyla da bulaşıyor. En çok etkiledikleri bölge ise akciğerler. Şimdi brusella için yapay bakteri diyebilir miyiz?

Çok fazla komplo teorileri üretiliyor. Gerçekten virüs yapay olabilir mi? 1918 yılında İspanya’ya gelerek Amerikan askerlerinin bulaştırdığı ve adı İspanyol gribi olan bu grip için de yapay virüs diyebilir miyiz? Peki ya cüzzam, veba, kolera… Daha önce yaşanmış bu vakalar coronavirüsü geçtikten sonrada başka şekillerde virüsler olarak ortaya çıkacaktır. Yapay bir virüsse insan yarattığı virüsü nasıl tanımaz ve  bu belirsizlik neden bu kadar uzar. İlacın bulunmasında neden bu kadar zaman gerekiyor? Komplo teorileri hep vardı ve olmaya da devam edecek.

Sağlıklı günler dileğiyle,

Yurda Yurtseven

yurdayurtseven@gmail.com

 

 

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here