CHP ve Rasyonelleştirilmiş Parlamentarizm Sistemi
CHP ve Rasyonelleştirilmiş Parlamentarizm Sistemi

Politikadan pek anlamam ancak siyasetten anlarım. Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi üzerine sertifika eğitimi aldım ve bunu felsefe bilgilerimle pekiştirdim. CHP başta olmak üzere millet ittifakının sıklıkla dillendirdiği “güçlendirilmiş parlamenter sistemi” kavramı üzerinde bir şeyler yazma gereği duydum.

Esasında siyaset biliminde “güçlendirilmiş parlamenter sistemi” diye bir kavram yok. Var olan kavram “rasyonelleştirilmiş parlamentarizm” ya da “rasyonelleştirilmiş parlamenter sistemi” bu kavramı önümüzdeki yıllarda sıkça duyacağız.

CHP neden ısrarla bu sistem üzerinde duruyor?
Parlamenter sistem denince akla Montesquieu’nun kuvvetler ayrılığı ilkesi gelir. Felsefi tabirle parlamentarizm; temelinde kuvvetler ayrılığı ilkesi olan, yasama ve yürütme organı tarafından denetlenen, kutuplaşmaya ve tek adamlılığa engel olan, demokratik, cumhuriyetçi, sorgulayan, halkçı bir sistem. Fakat bu sistemde kafaya takılan iki boşluk var birincisi cumhurbaşkanını vekillerin seçmesi diğeri ise geçici, zayıf koalisyon partilere fırsat tanıması, kurulan hükümetlerin istikrarsız olabilmesi…

Rasyonelleştirilmiş parlamenter sistem ise bunun tam tersi yani seçilen hükümet istikrarlı, daha etkili ve halkla iç içe olabilecek. “Parler veya parlare latince kökene dayanan parlamentoda halk da vekiller gibi söz sahibi olabilecek. Kısaca kelimenin anlamını yerine getirebilecek.

Rasyonelleştirilmiş parlamenter kavramanı ilk kez siyaset bilimci Boris Mirkine-Guetvevitch kullanmış. Bu sistem Türkiye’de uygulandığında mecliste çoğunluk hangi partideyse ona göre yasalar şekillenmeyecek, çoğunluğa göre hareket etmeyen, hükümetlere güç ve istikrar kazandıran, temelinde daha çok adaletin ve hukuk kurallarının yer aldığı bir sistem.

Millet ittifakı Türkiye’yi nasıl yönetecek?

CHP ve millet ittifakının muhtemel iktidar olacakları dönemde 1980 anayasası tamamen değiştirilerek hükümetin istikrarlı, güvenilir güçlü, vekillerin ve halkın paralel olarak etkin olabileceği, vekillerin gensoru verebileceği, sorgulayabileceği, anayasa ve hukuk kurallarının uygulanacağı bir sistem.

Hükümetin düşürülmesi ise zorlaşacak. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kuruluşuna ters yapıda olan partilerin parlamentoda olma olasılığı düşecek. Yani irtica faaliyetlerine dayalı temelinde laiklik sistemine aykırı faaliyetlerde bulunan bir parti parlamentoda yer alamayacak. Bu sistemle laiklik, Cumhuriyetçilik başta olmak üzere Atatürk devrimleri ihlal edilemeyecek.

Kuvvetler ayrılığı ilkesi yasama-yürütme-yargı, Hakim ve Savcılar Yüksek Kurumu yeniden önemli hale gelecek. Hukuk ve medya tarafsız olacak.

Bu sistemin en önemli araçları ise; cooling off period yani serinleme süreleri öngörülecek, güvensizlik önergesi verme hakkı sınırlandırılacak, güvensizlik oylamasında üye tamsayısının salt çoğunluğu aranacak, güven oylamasında ise sadece güvensizlik oyları sayılacak, fesih tehdidi güven oyu, yapıcı güvensizlik oyu gibi araçlar sayesinde hükümetin düşürülmesi zorlaşacak. Sürekli yasa değişikliği yapılamayacak.

Kısacası mevcut AKP yönetimindeki bütün uygulamaları şimdiden unutun. Halkın ve vekillerin yok sayıldığı, anayasanın kurallarının hiçe sayıldığı, teokratik-tek adam talimatlarıyla, pragmatik olarak şirket gibi yönetilen Türkiye’yi unutun. Yeni sistemle çok daha güçlü bir yönetime hazır olun.

Bu sistemle bir bürokrat birden fazla maaş alamayacak, görevi dışında başka görevlerde yer alamayacak, kamu ve özel kurumlarda partizanlık yerine liyakat sistemi uygulanacak, yetenekli, zeki, deneyimli personeller kamu, medya ve diğer alanlarda yerini alacak. Bu sektörler, mevcut parti sayesinde haksız yere çalışan ve kazanç sağlayan kadrolardan temizlenecek. Kamu sınavlarında yüksek puan alanlar atanabilecek. Bazı kurumlar devlete bağlı olurken, vergiler halka ve ülkeye kazanç olarak dönebilecek. Kısacası halk soracak, hak yerini bulacak. Hukuk, hükümet ve halk bir bütün olabilecek.

Daha önceki anayasalarda yaşanan tıkanıkları ortadan kaldıracak demokratik, özgürlükçü, halkın haklarını özgürce arayabileceği, toplanıp rahatlıkla eylem yapabilecekleri, grev yapabilecekleri, istikrarlı bir hükümetin var olacağı bir sistem.

Rasyonalist parlamenter sistem anayasa hukukuna bağlı bir sistem olduğuna göre ve Türkiye Cumhuriyeti anayasasının temelinin Atatürk ilke ve inkılapları olduğunu düşünürsek eğer, Atatürk devrimleri daha da önem kazanacak.

CHP’nin ısrarla bu sistem üzerinde durmasına şaşmamak lazım zira özünde Atatürkçülüğü ve felsefeyi barındıran, tarihsel faktörü olan güçlü bir parti. Bu nedendir ki; CHP benim için dünyanın felsefeye dayalı kurulmuş tek filozof partisidir. Mustafa Kemal Atatürk siyasi kültürünü oluştururken felsefeden yararlanmıştır. Montesquieu’nün kuvvetler ayrılığı ilkesini, Jean Bodin’in egemenlik anlayışını incelemiş ve “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünü bu yüzden söylemiştir.

Sözün özü, millet ittifakının sistemi anayasa, hukuka, halka ve Atatürk ilkelerine dayalı bir sistem olacak.

Alkışlarımla,

Nil Yurda
(yurdayurtseven@gmail.com)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here